Doktor ve Eczacılar İçin / Beta-Glukan / Tarihçe
Müziği KapatMüziği Aç
Doktor ve Eczacılar İçin Beta-Glukan Tarihçe
Bilimadamları, 1940'lardan bu yana fırıncı mayasından elde edilen basit bir maddenin, immun cevabı etkili şekilde güçlendirmesi ve harekete geçirmesi ve vucudun kanser, ülser, radyasyona maruz kalma gibi durumlarda verdiği savaşta, bu immunitenin beslenmeyle güçlendirilmesindeki şaşırtıcı yeteneğini bilimsel olarak kanıtlamaktadırlar.

Beta-Glukan'ın hikayesi tüm Avrupada ilaç olarak kullanılan Zymosan'ın araştırmaları ile başlar. Zymosan protein, lipid ve polisakkaridlerden oluşan kaba bir maya hücre duvarı karışımından meydana gelen bir ilaçtır ve maalesef, bu karışım birçok hastada olumsuz etkilere yol açmıştır. Dr. Louis Pillemer ve arkadaşları Zymosan'la ilk olarak 1940'larda çalışmış ve immun sistemi nonspesifik olarak potansiyalize ve module ettiğini bulmuşlardır. Zymosan, her tür saldırı ve virüsler, bakteriler, mantarlar parazitler ve tümörler gibi her tür patojene karşı immun istemi aktive etmekteydi.


Dr. Diluzio'nun Keşfi

1960'larda Dr. Nicholas DiLuzio Tulane Universitesi'nde yürüttüğü çalışmalarda, Zymosan'ın immun sistemi aktive eden bileşkesinin uzun bir polisakkarid zinciri olan 1, 3-D Beta-Glukan olduğunu keşfetti. Bu güne kadar Zymosan'ın kendisinin yol açmış olduğu olumsuz etkiler dışında Beta-Glukana bağlı her hangi bir yan etki veya olumsuz etki bildirilmedi. Dr. DiLuzio'nun bu keşfi üzerine araştırmacılar1, 3 -D Beta-Glukan'ın nasıl çalıştığı, nasıl makrofaj aktivitesi ve tüm immun sistemi aktivitesini artırabildiğini araştırmaya başladılar. Dr. D. L Williams ve Dr. I. W. Browder bu araştırmalar için Dr. DiLuzio'yaya katıldılar ve büyüyen Beta-Glukan araştırmaları için ana hatları oluşturdular ve o günden bu yana da çok önemli katkılarda bulunmaya devam etmektedir.

1975 yılında ise Dr. Peter W. Mansell ve arkadaşları, 1-3 Beta-Glukan'ın kanser tedavisindeki yararlı etkilere ışık tuttular ve Journal of National Cancer Institute da yayınladılar. Dokuz hastanın, malign deri kanseri nodüllerinin içine 1-3 Beta-Glukan enjekte ettiler. Dr. Mansell, kanser lezyonların büyüklüğü beş gün gibi kısa bir sürede azaldı ve küçük lezyonlar tamamen resolusyona uğradığını bildirdi.


Harvard ve Dr. Czop Reseptör bölgesini keşfetti

1980'lerde, Dr. Joyce Czop, Harvard Üniversitesi'nde yaptığı çalışmalarda makrofaj yüzeyinde bulunan bir bölgede Beta-Glukan için spesifik bir reseptör bölgesi keşfetti. Dr. Czop'un çalışmasında ortaya çıkarttığı protein kompleksi makrofaj yaşam döngüsünün tüm aşamasında, hatta kemik iliğinde daha yeni oluşuyorken, makrofaj yüzeyinde bulunmaktaydı.

Harvard Üniversitesi'nde yapılan bu çalışmada, non-self patojenlerin fagositozuna neden olan akyuvarlarda bulunan Beta-Glukan receptörlerinin büyüklüğü yaklaşık mikron olduğu bulundu. Burada, Beta-Glukan bir nutrisyonel anahtar olarak görev alıp bu reseptör bölgesini açar (ya da maktrofajları aktive eder).

Bu noktadan sonra makrofaj, antijen, patojen ve sellüler artıkları yok eden immun sistemin fagositer hücreleri ile birlikte patojen varlığını, antijen tanıma yolu ile gerçekleştiren T hücreleri tetikleyerek uygun immun yanıtın oluşmasını sağlar.

Makrofaj aynı zamanda kemik iliğindeki IL-1 gibi immun destekleyici maddelerin üretimini de artırarak insulin ve platalet ürüteminini arttırır. Özet olarak; Dr. Czop'sa göre, makrofaj aktive olduğunda bir olaylar zinciri hücreleri "savunma cephaneliğine" çeviririr. Bu dönemde Dr. M. J. Janusz da Beta glukan çalışmalarına önemli katkılarda bulunmuştur.


Dr. Patchen, Radayasyondan korunma ve antioksidan özellikler

1980'lerin ortalarında Tulane Üniversitesi Tıp Fakültesindeki araştırmacılar, meme kanseri nedeni ile mastektomi olmuş ve radyoterapi alan bir kadın hastanın gögüs duvarında bulunan malign ülserin içine 1, 3-Beta-Glukan enjekte ettikten sonra yaralarının tamamen iyileştiğini bildirdiler. 1, 3-Beta-Glukan'ın radyasyondan koruyucu etkileri 1985 yılında US Armed Forces Radyobiology Research Institute'da yapılan çalışmalar sonucunda belirginleşti. Bu merkezde çalışan Dr. Myra D Patchen ve arkadaşları farelere lethal dozlarda radyasyon verilmesinden sonra oral olarak 1, 3-Beta-Glukan verdiklerinde, farelerin %70'inde radyasyonun zaralı etkilerinden korunduğunu gözlemlediler. Dr. Myra Patchen aynı zamanda kanser nedeni ile kemoterapi ve radyo terapi alan hastaların immun sistemlerinin güçlendirilmesi ve enfeksiyonların önlemesi için 1, 3-Beta-Glukan kullanımının etkili bir yöntem olarak düşünülmesi gerektiğini bildirdi. Dr. Patchen, 1, 3-Beta-Glukan'ın bir serbest radikal süpürücü (antioksidan) olarak etki gösterdiğini ve makrofajları radyasyon, toksinler, ağır metaller ve serbest radikallerin neden olduğu hasarlardan koruduğunu bildirdi.


Antibiyotik yardımcısı ve enfeksiyon savaşçısı

Hayvan çalışmalarından elde edilen kanıtlar, 1, 3-Beta-Glukan'ın, peritonit gibi enfeksiyöz durumlarda gereken konvansiyonel antibiyotik miktarını düşürebileceği görüldü. Peritonit oluşturmak için bir bakteri ile enfekte edilen farelerde 1, 3-Beta-Glukan ile standart bir antibiyotik kombinasyonu uzunsüreli sürviyi %56 arttırdı. Enfeksiyondan sonraki 8 saat içinde bakteri sayısı belirgin derecede düşük ve esas immun hücre sayısı ise belirgin derecede yüksekti. Tulane Üniversitesindeki çalışmaların direktörü olan Dr. William Browder 19987'de immunomodülatörlerin klinik kullanımının antibiyotiklerin konvansiyonel kullanımını ve dozunu değiştirdiğini düşündü.

Dr. Browder aynı zamanda, fiziksel travma nedeni ile cerrahi müdahale yapılan hastalarda 1, 3-Beta-Glukan kullanımının enfeksiyonları önlemede ve immun cevabın güçlendirilmesinde yararlı olacağını bildirdi. Dr. Browder 21 hastaya, 1 hafta süreyle hergün i. v. 1, 3-Beta-Glukan uyguladı. Beta-Glukan verilen hastalarda, verilmeyenlere oranla enfeksiyon oranları anlamlı derecede azalma görüldü. Beta-Glukan alan hastaların sadece %9. 5'unda enfeksiyon gelişirken almayanlarda bu oran %49 du. Aynı zamanda Beta-Glukan alan hastaların önemli immun faktörleri de ilk üç günde anlamlı derecede artmıştı. Mortalite oranı ise Beta-Glukan kullanan grupta (%0) kullanmayanlara (%29) göre anlamlı derece düşük bulundu.


Oral uygulamada etkili, ilk beslenme desteği gelişiyor

İlk çalışmaların çoğunluğu ya in vitro ya da intravenöz yoldan yapılmış uygulamaları içeriyor olsa da, 1987 yılında, Baylor Koleji Tıp Fakültesinden Dr. Dr. Phil Wyde oral yolla uygulanan saflaştırılmış parikülat Beta-Glukan'ın intra venöz yoldan uygulanan solubl Glukanla karşılaştırıldığında makrofaj potensiyalizasyonu konusunda daha etkili olduğunu ve çok daha düşük dozların yeterli olacağını bildirdi. Baylor Koleji'nin bu çalışmasının önemi, oral Beta-Glukan'ın makrofaların potansiyelize etme etkiliğini göstermesi ve saflaştırılmış, partikülat Glukan'ın çok daha düşük olan uygun dozu belirlemesidir.

Oral yolla uygulanan Glukan'ın immun güçlendirici etkinliğinin teyit edilmesi önemlidir çünkü, fırıncı mayasından elde edilen Glukan'ın düşük maliyet-yarar oranı ve oral uygulamanın intravenöze göre daha kolay olması nedeni ile toplum tarafından kullanılırlığı artmıştır. Bu bilgiye dayanılarak ilk oral Beta-Glukan preparatı besin desteği olarak üretilmeye başlanmıştır.


Dr. Carrow'un klinik çalışmaları, radyasyondan korunma ve dahası

Dr. Donald Carrow'un meme kanserli hastaları üzerinde yürüttüğü klinik çalışmalarda 1, 3-Beta-Glukan'ın makrofaj üzerinde etki ettiği reseptör bölgesin özelliklerini bulması ile, 1, 3-Beta-Glukan'ın neden diğer immun güçlendiricilerden çok daha potent olduğunu açıklayabilmiştir. Dr. Carrow 1, 3-Beta-Glukanı kanser ve ülserler, genel sağlık idamesi gibi çeşitli klinik uygulamalarda test etti. Deri kanserinin içine 3 ay süreyle 10 mg 1, 3-Beta-Glukan enjekte ettikten sonra tümörün tamamen yok olduğunu gözlemledi. Beş hasta, meme kanseri nedeni ile radyo terapi alırken günde 7. 5 mg 1, 3-Beta-Glukan kullandı. Bu hastalarda radyoterapiye bağlı deri lezyonları gözlenmedi. Dr. Carrows ulserlerine topikal olarak 1, 3-Beta-Glukan uyguladığı iki hastasında iki ay içinde tam kür sağladı. Bunun üzerine Dr. Carrow söyle demiştir; "devrimsel anlamda baktığımızda, 1, 3-Beta-Glukan'ın doğada bulunan en güçlü makrofaj aktivatörü olduğunu söylemek için artık elimizde yeterli kanıt vardır."


Fungal klinik çalışmalar, Beta-Glukan için bir artı daha

Beta-Glukan'ın, besinsel olarak enfeksiyonlara karşı direnci artırması konusundaki etkileri çok iyi dökümante edilmiştir. Sao Paulo, Brezilya'da bulunan Devlet Üniversitesi fungal deri enfeksiyonlarında 1, 3-Beta-Glukan'ın immun sistemi güçlendirmesi ile ilgili bir çalışma yapıılmıştır. Ciddi fungal enfeksiyoları bulunan dokuz hastaya bir ay süreyle konvansiyel antifungaller ile birlikte haftada bir defa i. v. 1, 3-Beta-Glukan verilmiştir. Hastalar 11 ay süreyle takip edilmiştir. Bu hastalardan sadece bir tanesinde relaps gözlenmiştir. Sadece konvansiyonel antifungal verilmiş yine sekiz hastalık kontrol grubunda ise 5 hastada relaps gözlenmiştir. Çalışmacılar ayrıca Beta-Glukan alan gruptaki hastaların kan analizlerinde çok daha az düzeyde fungal enfeksiyon kalıntısı olduğunu bulmuştardır. Beta-Glukan verilen grubun ki: durumları çok daha ağır olmasına rağmen, tedaviye çok daha güçlü ve olumlu yanıt verdiği sonucuna vardılar.


Farklı patentler çağı 90'lar

1, 3-Beta-Glukan'ın etkinliğin kanıtlanması üzerine 90'lı yıllarda muhtelif firmalar, değişik glukan formaları üzerinde çalışmalara başladı. Bunlardan Dr. S. Jamas, Dr. D. Easson ve Dr. Gary Ostroff ile işbirliği içinde geliştirilen PPG Glukan iv olarak post operatif olarak kullanıldı. Bu dönemde farklı uygulamalar hakkında çok daha geniş çalışmalar yapıldı. Ne yazık ki; Faz III çalışmaları için FDA'den onay alınamadığı için rutin kullanıma geçemedi.

Yine bu dönemde deri lezyonları için, dermal formlarla ilgili muhtelif patentler alındı.

Bu dönem içinde Dr. Leonid G. Ber önderliğinde yapılan çalışmalarda 1, 3-Beta-Glukan'ın geniş yelpazedeki immun etkilerini nonspesifik immun potansiyelizatör ve modulatör olarak gösterdiğini buldu. Bunun anlamı ise mayadan elde edilen Beta-Glukan'ın, nonspesifik immun potansiyalizatör olarak çok farklı durum ve patojene karşı etkili olma yeteneği bulunmasıdır.


Dr. Kenneth W. Hunter, JR. tarafından yürütülen Beta-Glukan Araştırması

1998 yılından bu yana Nevada Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Bölümü, Dr. Kenneth W. Hunter Jr. yönetinde aşı adjuvanı ve kanserde makrofaj potansiyalizasyonunun etkilerini araştırmaya devam etmektedir. Bu çalışmada 1-2 mikron büyüklüğünde veya daha küçük olan; Beta-Glukan'ın 10mg, tercih edilmesi gerektiği daha büyük çapta olanların sindirim sisteminde aggrege olma olasılığının olduğunu göstermişlerdir. Dr. Hunter ve arkadaşları MG Glukan olarak mikropartiküllü ve aggrege olmayan formu geliştirdiler. Bu form globüler ve agregge olan forma göre 2 kat daha fazla nitrik oksit salınımına neden oluyordu ki bu; daha fazla mikroorganizmanın öldürüldüğünün göstergesiydi. Oral olarak alındığında sindirim isteminden geçtikten sonra Peyer Plaklarında proçese uğrayan mikropartiküllü 1, 3 1, 6 Beta-Glukan'ın absorbsiyon, etkin doz ve efikasitesi solubl globüler Glukanla karşılaştırılmaktadır.


Mustafa Nevzat İlaç Sanayii A.Ş. İmuneks'i piyasaya sürdü

2000 yıllara gelirken Mustafa Nevzat İlaç Sanayii AŞ'nin bağlı olduğu holdingin bir başka kuruluşu olan Pak Maya firmasının bilimsel araştırma ve ürün geliştirme merkezi PAK-BİOMER kendi geliştirdiği yöntemle ekmek mayası hücre duvarından (Saccharomyces cerevisiae) saf 1, 3-1, 6 Beta-Glukan ekstrakte etmeyi başardı.

2002 yılında elde edilen saf 1, 3-1, 6 Beta-Glukan, Mustafa Nevzat İlaç Sanayii AŞ üretim tesislerinde, farmasötik işlemlerden geçtikten sonra 10 mg'lık kapsüller halinde piyasaye sürülmek için hazır hale geldi.

Sağlık Bakanlığı tarafından ara ürün kategorisinde satış iznine sahip olan ve piyasaya verilen İMUNEKS 10 mg Kapsül, Türkiye' deki ilk ve tek Beta-Glukan'dır.


FDA öneriyor

FDA kalp ve damar hastalıklarının önlenmesi için günlük olarak tüketilmesi gereken yulaf ve yulaf ürünleri ile ilgili incelemeleri 1998 yılından itibaren hızlandırmış ve son gelişmeleri ara raporlar halinde sunmuştur. En son Temmuz 2003'de kalp ve damar hastalıklarının önlenmesi için, kolesterol ve şeker düzeylerini düşürerek etki eden yulaf ve yulaf ürünlerinin veya esas etkiden sorumlu olan konsantre Beta-Glukan içeren ürünlerin günlük olarak mutlaka alınması gerektiğine karar vermiş ve bunu yayınladığı kati karar raporu ile bildirmiştir. (Federal Register: July 28, 2003 (Volume 68, Number 144)] [Rules and Regulations] [Page 44207-44209] From the Federal Register Online via GPO Access [wais.access.gpo.gov] [DOCID: fr28jy03-13])

Şu anda Medline veri tabanında eksperimental, pre-klinik ve klinik 7500'den fazla in vivo ve in vitro çalışma bulunmaktadır. Dilerseniz, bu çalışmalardan bazılarının özetlerini ve önemli literatürlerin listesini bu sitede bulabilirsiniz.



 
Pak İş Merkezi, Prof Dr. Bülent Tarcan Sk. 5/1 34349
Gayrettepe - İstanbul
(0212) 337 3800

Bu sitedeki bilgiler hekime veya eczacıya danışmanın yerine geçmez.

© Mustafa Nevzat İlaç Sanayi A.Ş.
Site Creation & Technology by
MagiClick Digital Solutions